İşlevsel bir e-posta imzası nasıl olmalı?

İşlevsel bir e-posta imzası nasıl olmalı?

E-posta içeriğinin sonunda yer alan, çoğu zaman dikkatsizce hazırlanan ya da aşırı anlam yüklenerek link deryasına dönen e-posta imzalarını nasıl daha efektif kullanırız? Aslında bu sorunun cevabı, en temel tasarım prensibi ile aynı kapıya çıkıyor: Keep it simple.

Çoğu kullanıcı e-posta imzasını, web site footer’ı gibi düşünüp, aklına gelen tüm bilgileri bu alana sıkıştırır. Sıkıştırır diyorum çünkü; mobil de düşünüldüğünde gereksiz bilgiler bu alanı çöplüğe dönüştürebilir. Bu da, kullanıcıda kafa karışıklığına ve güvensizliğe neden olabilir.

Güvensizliğe neden olacak şeylerden birisi de, güncel olarak içerik paylaşımı yapmadığınız blog linkleri. Sizinle ilgili bilgi edinmek için tıkladığı blog linkinde, en son 3 ay önce paylaşılan bir yazıyla karşılaşan kullanıcı, sizi pek de ciddiye almayacaktır.

Peki nasıl olmalı?

Öncelikle, imzanın olmazsa olmazlarını sıralayalım;

1.
Ad – Soyad
2. Ünvan
3. Şirket İsmi
4. İletişim Bilgileri

4. maddenin çok geniş bir tanımlama olduğunun farkındayım. Aslında en çok hata yapılan kısım da burası. O zaman bu alanın çerçevesini biraz belirginleştirmekte fayda var.

“E-postayı gönderdiğim kişi benimle mutlaka iletişime geçmeli” dürtüsüyle hareket edip çözümü çat diye yapıştırıyoruz: “Tüm bilgileri bu alanda konumlandırayım. Nasılsa birini seçer” Evet, nasılsa birini seçer. Bu yüzden kullanıcının seçeceği alanı daraltıp, en aktif kullandığınız bağlantıları kullanabilirsiniz. Web siteniz, 2 ya da 3 sosyal medya hesabı ve isterseniz, ilk başta bahsettiğim sorundan bağımsız bir blog bağlantısı.

Bunların dışında kalan adres, telefon ya da paylaşmak istediğiniz diğer bilgileri, kullanıcıyı web sitenize yönlendirerek vermeniz, site trafiğinizin artmasında ve karşı tarafın sizi daha iyi tanımasında pay sahibi olacaktır.

Önemli bir başka konu da, mobil görünüm. Artık bir çoğumuz e-postalarımızı, yemek yerken, otobüste, hatta tuvalette telefonlarımızdan okuyoruz. Tasarımı yaparken mobili göz ardı etmeden, hatta ön planda tutarak hareket etmemiz gerekiyor. İmza genişliğini 300px civarında tutup, metin ve linklerin puntolarını da minimum 11pt olarak hazırlamak gerekiyor.

Sonuç olarak, metin kullanımı ağırlıklı bir e-posta imzası hazırlayacağımız için, tipografi kullanımı büyük önem taşıyor. Belirlediğiniz önem sırasına göre öncelikli olanları daha belirgin ve büyük kullanıp, diğerlerini bu hiyerarşi içerisinde daha arka planda kullanabilirsiniz.

Bana e-posta imzanızı söyleyin, size kim olduğunuzu söyleyeyim diyerek bu post’u da burada sonlandırıyorum.

Yatırımcılar neden size yatırım yapmaz?

Başlangıçta olmasa bile girişimlerin bir vakitten sonra yatırım ihtiyacına düşmesi kaçınılmaz. Yatırımcıların en doğru yatırımı yapmak isteyeceği de özellikle Türkiye için malum bir gerçek. Bu iki durumu göz önüne aldığımızda ters bir soruyla ‘Yatırımcılar neden size yatırım yapmaz?’ sorusunu yanıtlamak faydalı olacaktır.

Barbara Corcoran Venture Partners‘ın Yönetici Ortağı Phil Nadel de yukarıdaki soruya dikkate değer yanıtlar veriyor. Nadel, New York merkezli bir yatırım şirketinin yöneticisi olsa da paylaşımları her yerdeki girişimcilerin kulak asmasını gerektirecek türden. Türkiye’deki yatırımcıların bu soruya nasıl yanıt vereceğini başka yazıya bırakıp hızlıca Nadel’in yanıtlarına göz atalım.

1. Şeffaf olmamak: Gayet açık değil mi? Phil Nadel, şeffaf/açık konuşmayan bir kurucunun hemen heveslerini kaçırdığını söylüyor ve yatırımcılığı ilişkiye dayalı olduğunu hatırlatıyor.

2. Patentli/Tescilli bir şey olmaması: Rakiplere karşı sizi avantajlı kılacak patentli/tescilli bir ürünün/fikrin olması yatırımcılar için önemli bir detay.

3. Kanıtlanmış, ölçeklenebilir ücretli pazarlama kanallarının olmaması: Girişimcilik, yeni tanımı gereği hızlı büyümek anlamına geliyor. Yatırımcılar da riske atacakları paranın büyümeyi ne kadar tetikleyeceğini bilmek istiyor. Ücretli gelir kanalları da bu noktada devreye giriyor. Yani bir girişimci arama motoru veya sosyal medya reklamcılığı üzerinden 1 kullanıcıyı kaça mal ettiğini bilirse, alacağı yatırımla ne kadar büyüyeceğini de gösterebilir. Tabi yatırımcılar bu işi yatırımı aldıktan sonra değil, yatırımı almadan önce yanıtlamanızı istiyor.

4. Ana performans göstergelerini bilmemek: Nadel, bir girişimin başarısının ana performans göstergelerinin yani Key Performance Indicators’ın (KPIs) biliniyor olmasıyla doğru orantılı olduğunu söylüyor. Zira girişiminizin performansını artırmak için onu etkileyen göstergeleri bilmek gerek. Yanlış göstergelere tanılmak farkında olmadan şirketinizi batırmanıza neden olabilir. Kök nedenleri bulma için de5 Neden Yöntemi‘ni uygulamanızı tavsiye edebilirim.

5. Kısa kalkış pisti: Yatırımcılar yeni bir yatırım alana kadar para kaygısı duymadan çalışabileceğiniz süreyi belirlemenizi istiyor. Bu süreyi belirlemek için de nasıl para yaktığınızı bilmeniz gerekiyor.

6. Hedef pazarın çok küçük olması: Bulduğunuz çözümün işe yarar olması da yatırım almanız için yeterli değil. Toplam hedeflenebilir pazarınızın (Total Addressable Market, TAM) yeterince büyük olması gerekiyor. Bu noktada iletişime geçtiğiniz yatırımcının hedeflerini bilmenizde fayda var.

7. Hiç satış yapmamış olmak: Bizim ilk faturayı kesmek olarak tabir ettiğimiz şey. Yatırımcılar girişimlerin ilk satışı yapmış olmasını önemsiyor. Eğer ilk satışı yaptıysanız pazar-ürün uyumunu doğrulayacak bir kozunuz oluyor ve değerlemeniz artarken yatırımcının risk öngörüsü azalıyor.

8. Vizyonsuzluk: Gayet net. Girişiminizi şu anki halinden 100 kat daha büyük hale getirecek bir vizyon yatırım almanızı da kolaylaştıracaktır.

9. Rekabetin farkına varamamak: Eğer girişimcileri biraz dinlemiş biriyseniz ‘Rakibimiz yok’ veya ‘Türkiye’de ve dünyada bir ilk’ söylemlerini bilirsiniz. Phil Nadel, ‘Çözmek istediğiniz sorun, şu anki pazar koşullarında nasıl çözülüyor?’ diye soruyor ve ‘İşte bu sizin rakibiniz.’ diyor. Haksız mı?

10. Orantısız kurucu ekip: ‘Ürünler üretilmeli ve satılmalıdır’ diyor Nadel. Ekibinizde farklı disiplinlerden kurucu ortaklar bulunması gerektiğine işaret ediyor. Bir soruyla anlatacak olursak; Tüm ekibin 72 saat kesintisiz kodlama yaptığını ballandırarak anlatabilirsiniz ama herkes kodlama yaparken ürünü kim satacak? Yatırımcınız mı?

11. İşe odaklanmamak: Nadel, girişimcilerin tamamen girişimlerine odaklanmalarını istediklerini söylüyor. “Girişimcilerin bir yerde tam zamanlı çalışıyor olmasını asgari bir durum olarak kabul edebiliriz” diyor Nadel ve Paul Graham’ın yazısından hareketle başarısız olma korkusunun ölüm-kalım mücadelesine dönebileceğine işaret ediyor.

Görsel Kaynak: Shutterstock

Üst Düzey Domain (TLD) Nedir?

Aşağıda üst seviye alanların amacı ve alan adlarının hiyerarşisi ile ilgili bilgiler ve en sık rastlanan üst seviye alan uzantıları yer almakta. Üst Seviye Alan Nedir? Üst seviye …

Aşağıda üst seviye alanların amacı ve alan adlarının hiyerarşisi ile ilgili bilgiler ve en sık rastlanan üst seviye alan uzantıları yer almakta.

Üst Seviye Alan Nedir?

Üst seviye alan, alan adının en son kısmıdır. Alan adı uzantıları olarak da isimlendirilirler. Burası URL’nizde “nokta”dan sonra gelen kısımdır. Üst seviye uzantılar ülkelere özel üst seviye uzantılar ve jenerik üst seviye uzantılar olarak ikiye ayrılır.

Üst seviye uzantılar şirketin türü, sitenin bulunduğu ülke gibi bazı web sitesi özelliklerini, bu sitenin bir hükümete mi ya da okula mı vs. ait olduğunu tespit etmeye yarar. Üst seviye uzantı  kullanımıyla ilgili düzenlemeler oldukça katıdır. Fakat İnternet Tahsisli İsimler ve Sayılar Kurumu (ICANN) 2010 yılında bu düzenlemeyi jenerik üst seviye uzantılar ve ticari markalar için biraz gevşetmiştir.

Alan Adı Sistemi

Alan Adı Sistemi (Domain Name System/DNS) online hizmetlerin, bilgisayarların veya internete bağlı tüm kaynakların isimlendirilme sistemidir. Alan adlarını şirketlerle, web siteleriyle veya hizmetleriyle ilişkilendirmeye yarar. Ayrıca alan adlarını ağ protokollerinin doğru şekilde çalılması için gerekli olan sayısal IP adreslerine dönüştürürler.

En Çok Rastlanan Üst Seviye Alan Adı Uzantıları

ust-seviye-alan-adlariBazı uzantılar şirketin ya da kuruluşun tarzına göre, bazıları ise yalnızca isteğe göre seçilebilir. Ticari kuruluşun iş alanıyla uyumlu bir alan adı uzantısı seçmek önemlidir. En sık rastlanan alan uzantıları aşağıda listelenmiştir:

Genel Üst Seviye Alan Adı Uzantıları

– .com (çok çeşitli amaçlar için kullanılır ama en çok internet şirketleri tarafından kullanılır)

– .edu (genellikle eğitim kurumları tarafından kulanılır)

– .net (internet şirketlerinden kişisel projelere kadar birçok amaç için kulanılır)

– .org (genellikle sivil toplum kuruluşları tarafından kullanılır)

– .co (şirketler tarafından kullanılır)

– .biz (şirket adları için kullanılır)

Bunların yanı sıra .co.uk (Birleşik Krallık), .au (Avustralya), .de (Danimarka), .fr (Fransa), .tr (Türkiye) gibi, Ülke Kodlu Üst Seviye Alanlar (Country-Code Top-Level Domains/ccTLD) adı verilen bölgeye özel alan adı uzantıları da bulunmaktadır. Bu alan adlarının tam listesi için şu Wikipedia makalesine bakabilirsiniz.

Kreatif Üst Seviye Alan Adı Uzantıları

– .tv (online televizyon dizileri ve diğer video projeleri için kullanılır)

– .me (kişisel markalarla ilişkili projeler için kullanılır)

– .expert (belirli bir alanda uzmanlığı olan kişi veya kuruluşlar tarafından kullanılır)

– .guru (yukarıdakinin aynısı)

– .io (genellikle teknolojiyle ilişkili şirketler tarafından kullanılır)

– .name (bir kişi etrafında kurulmuş siteler tarafından kullanılır)

Kullanımı Kısıtlı Üst Seviye Alan Adı Uzantıları

– .post (postaneler için kullanılır)

– .gov (devlet birimleri için kullanılır)

– .mil (askeri web siteleri için kulanılır)

– .museum (müzeler için kullanılır)

– .aero (hava-uzay endüstrisi tarafından kullanılır)

Seçtiğiniz üst seviye alan adı şirketiniz hakkında önemli fikir verir. En çok kullanılan alan adı uzantısı açık arayla .com’dur ama siz kendi web sitenizle ilgili en iyi uzantıyı seçebilirsiniz. Alan Adınızı tescil etmek için tıklayınız.